Sözcükte Anlam
1 soruluk gerçek sınav dağılımı
- Gerçek, Mecaz, Terim Anlam
- Eş, Zıt, Sesteş Anlam
- Nitel ve Nicel Anlam
- Somut ve Soyut Anlam
- Deyimler ve Atasözleri
- İkilemeler
- Sözcükler Arası Anlam İlişkileri
Sözcükte Anlam
KPSS Türkçe sözcükte anlam konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.
1. Çok Anlamlılık
- Bir sözcüğün birden fazla anlamda kullanılmasına çok anlamlılık denir.
- Türkçede çoğu sözcük çok anlamlıdır; bağlama göre farklı anlamlar kazanır.
- Örnek 1: 'Gözüm ağrıyor' (organ), 'İğnenin gözü' (delik), 'Gözü açık' (dikkatli).
- Örnek 2: 'Başım ağrıyor' (organ), 'Dağın başı' (yer), 'İşin başı' (önemli nokta).
- Örnek 3: 'Yol kalabalıktı' (cadde), 'Hayat yolu' (mecaz), 'Bilgisayar yolu' (teknik).
- İpucu: Çok anlamlılıkta sözcük tek kökten gelir ve yeni anlamlar arasında mantıksal bağ vardır.
2. Gerçek (Temel) Anlam
- Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına gerçek anlam denir.
- Sözcüğün sözlükteki temel karşılığıdır.
- Örnek 1: 'Ocaktaki ateş sönmüş.' → 'Ateş' = yanıcı madde alevi (gerçek anlam).
- Örnek 2: 'Bahçedeki elmayı yedim.' → 'Elma' = meyve (gerçek anlam).
- Örnek 3: 'Kedi süt içiyor.' → 'Kedi' = hayvan (gerçek anlam).
- İpucu: Gerçek anlamda sözcük, somut ve herkes tarafından aynı şekilde anlaşılır.
3. Mecaz Anlam
- Mecaz anlam, sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır.
- Sözcük, benzerlik, yakınlık veya başka bir ilişki kurularak farklı anlamda kullanılır.
- Örnek 1: 'Bu sözler onu ateşlendirdi.' → 'Ateş' = öfke, kızgınlık (mecaz anlam).
- Örnek 2: 'Çocuk çok tatlı.' → 'Tatlı' = sevimli, hoş (mecaz anlam).
- Örnek 3: 'Bu iş çok ağır.' → 'Ağır' = zor, güç (mecaz anlam).
- İpucu: Mecaz anlamda sözcük, gerçek anlamından farklı bir kavramı karşılar.
4. Terim Anlam
- Terim anlam, belirli bir bilim, sanat, meslek dalında kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir.
- Terimler, genellikle tek anlamlıdır ve o alanın uzmanları tarafından kullanılır.
- Örnek 1: 'Bu cümlede fiil eksik.' → 'Fiil' = dil bilgisi terimi (terim anlam).
- Örnek 2: 'Hastanın tansiyonu yüksek.' → 'Tansiyon' = tıp terimi (terim anlam).
- Örnek 3: 'Matematikte denklem çözdük.' → 'Denklem' = matematik terimi (terim anlam).
- İpucu: Terim anlamda sözcük, belirli bir alanda özel anlam taşır.
5. Söz Sanatları (Anlam Olayları)
- Söz sanatları, dilin daha etkili ve güzel kullanılması için başvurulan anlam olaylarıdır.
- Bu sanatlar, sözcüklerin gerçek anlamlarından uzaklaştırılarak yeni anlamlar kazanmasını sağlar.
- Örnek 1: 'Aslan gibi güçlü' → benzetme sanatı (güçlü insan = aslan).
- Örnek 2: 'Güneş gülüyor' → kişileştirme sanatı (güneş = insan gibi).
- Örnek 3: 'Beyaz ölüm' → eğretileme sanatı (kar = ölüm gibi).
- İpucu: Söz sanatlarında sözcükler gerçek anlamlarından uzaklaşır.
6. Benzetme (Teşbih)
- Benzetme, aralarında benzerlik bulunan iki varlık arasında karşılaştırma yapmaktır.
- Benzetmenin dört unsuru vardır: benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı.
- Örnek 1: 'Aslan gibi güçlü' → benzeyen: güçlü, benzetilen: aslan, yön: güç, edat: gibi.
- Örnek 2: 'Buz gibi soğuk' → benzeyen: soğuk, benzetilen: buz, yön: soğukluk, edat: gibi.
- Örnek 3: 'Altın gibi sarı' → benzeyen: sarı, benzetilen: altın, yön: renk, edat: gibi.
- İpucu: Benzetmede 'gibi, kadar, sanki' gibi edatlar kullanılır.
7. Eğretileme (İstiare)
- Eğretileme, benzetmenin kısaltılmış halidir ve benzetme edatı kullanılmaz.
- Açık eğretileme ve kapalı eğretileme olmak üzere iki türü vardır.
- Örnek 1: 'Aslan geldi.' → 'Aslan' = güçlü kişi (eğretileme).
- Örnek 2: 'Beyaz ölüm geldi.' → 'Beyaz ölüm' = kar (eğretileme).
- Örnek 3: 'Altın saçlı kız.' → 'Altın' = sarı renk (eğretileme).
- İpucu: Eğretilemede benzetme edatı (gibi, kadar) kullanılmaz.
8. Kişileştirme (Teşhis)
- Kişileştirme, insan dışındaki varlıklara insan özellikleri vermektir.
- Bu sanat, genellikle doğa, hayvan ve cansız varlıklar için kullanılır.
- Örnek 1: 'Ağaçlar ağlıyor.' → ağaçlar = insan gibi ağlama (kişileştirme).
- Örnek 2: 'Güneş gülüyor.' → güneş = insan gibi gülme (kişileştirme).
- Örnek 3: 'Rüzgar şarkı söylüyor.' → rüzgar = insan gibi şarkı söyleme (kişileştirme).
- İpucu: Kişileştirmede varlıklar insan eylemleri yapar.
9. Kinaye (Değinmece)
- Kinaye, sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanılmasıdır.
- Bu sanatta söylenen sözün gerçek anlamı da kabul edilebilir durumdadır.
- Örnek 1: 'Eli açık.' → hem cömert (mecaz) hem eli gerçekten açık (gerçek).
- Örnek 2: 'Gözü tok.' → hem açgözlü değil (mecaz) hem gözü doymuş (gerçek).
- Örnek 3: 'Ağzı sıkı.' → hem sır tutar (mecaz) hem ağzı kapalı (gerçek).
- İpucu: Kinayede sözcük hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılabilir.
10. Mecazımürsel (Ad Aktarması)
- Mecazımürsel, bir sözcüğün benzerlik olmadan başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.
- Parça-bütün, iç-dış, sanatçı-eser, yer-insan gibi ilişkiler kurulur.
- Örnek 1: 'Ankara karar verdi.' → Ankara = hükümet (yer-insan ilişkisi).
- Örnek 2: 'Soba yandı.' → soba = sobanın içindeki ateş (iç-dış ilişkisi).
- Örnek 3: 'Yaşar Kemal okudum.' → Yaşar Kemal = onun eseri (sanatçı-eser ilişkisi).
- İpucu: Mecazımürselde benzerlik değil, ilişki vardır.
11. Dokundurma (Tariz)
- Dokundurma, söylenen sözün tersini kastetmektir.
- Bu sanatta alaycı bir ton kullanılır ve sözün gerçek anlamı kastedilmez.
- Örnek 1: 'Ne kadar da çalışkan!' → çalışkan = tembel (dokundurma).
- Örnek 2: 'Çok akıllısın!' → akıllı = aptal (dokundurma).
- Örnek 3: 'Harika bir iş yaptın!' → harika = kötü (dokundurma).
- İpucu: Dokundurmada sözün tersi kastedilir.
12. Mübalağa (Abartma)
- Mübalağa, bir durumu olduğundan fazla göstermektir.
- Bu sanat, etkiyi artırmak ve dikkat çekmek için kullanılır.
- Örnek 1: 'Dünyalar kadar seviyorum.' → sevgi abartılmış (mübalağa).
- Örnek 2: 'Bin yıl bekledim.' → bekleme süresi abartılmış (mübalağa).
- Örnek 3: 'Gökyüzüne kadar yükseldi.' → yükseklik abartılmış (mübalağa).
- İpucu: Mübalağada gerçek olmayan büyük sayılar veya ifadeler kullanılır.
13. Dolaylama
- Dolaylama, bir sözcüğü doğrudan söylemek yerine dolaylı yoldan anlatmaktır.
- Bu sanat, daha etkili ve güzel anlatım sağlar.
- Örnek 1: 'Beyaz perde' → sinema (dolaylama).
- Örnek 2: 'Kara elmas' → kömür (dolaylama).
- Örnek 3: 'Beyaz altın' → pamuk (dolaylama).
- İpucu: Dolaylamada sözcük doğrudan söylenmez, özellikleriyle anlatılır.
14. Güzel Adlandırma
- Güzel adlandırma, hoş olmayan sözcüklerin yerine güzel sözcükler kullanmaktır.
- Bu sanat, kaba ve çirkin sözcüklerden kaçınmak için kullanılır.
- Örnek 1: 'Vefat etti.' → öldü (güzel adlandırma).
- Örnek 2: 'Görme engelli.' → kör (güzel adlandırma).
- Örnek 3: 'İşitme engelli.' → sağır (güzel adlandırma).
- İpucu: Güzel adlandırmada kaba sözcükler yerine nazik ifadeler kullanılır.
15. Sözcükler Arası Anlam İlişkileri
- Sözcükler arasında çeşitli anlam ilişkileri bulunur.
- Bu ilişkiler: eş anlamlılık, yakın anlamlılık, karşıt anlamlılık, eş seslilik'tir.
- Örnek 1: 'büyük-küçük' → karşıt anlamlı sözcükler.
- Örnek 2: 'ev-konut' → eş anlamlı sözcükler.
- Örnek 3: 'yaz-yaz' → eş sesli sözcükler (farklı anlamlar).
- İpucu: Sözcükler arasındaki anlam ilişkisini tespit etmek önemlidir.
16. Eş - Yakın Anlamlı Sözcükler
- Eş anlamlı sözcükler, aynı anlamı taşıyan farklı sözcüklerdir.
- Yakın anlamlı sözcükler, anlamları birbirine çok yakın olan sözcüklerdir.
- Örnek 1: 'ev-konut' → eş anlamlı sözcükler (tamamen aynı anlam).
- Örnek 2: 'güzel-hoş' → yakın anlamlı sözcükler (çok benzer anlam).
- Örnek 3: 'büyük-iri' → yakın anlamlı sözcükler (benzer anlam).
- İpucu: Eş anlamlılar tamamen aynı, yakın anlamlılar benzer anlam taşır.
17. Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler
- Karşıt anlamlı sözcükler, birbirinin tersi anlamları taşıyan sözcüklerdir.
- Bu sözcükler genellikle aynı türden varlıkları karşılaştırır.
- Örnek 1: 'büyük-küçük' → karşıt anlamlı sözcükler (boyut).
- Örnek 2: 'sıcak-soğuk' → karşıt anlamlı sözcükler (sıcaklık).
- Örnek 3: 'iyi-kötü' → karşıt anlamlı sözcükler (nitelik).
- İpucu: Karşıt anlamlılar birbirinin tam tersi anlam taşır.
18. Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
- Eş sesli sözcükler, yazılışları aynı ama anlamları farklı olan sözcüklerdir.
- Bu sözcükler telaffuz edilirken aynı sesi çıkarır.
- Örnek 1: 'yüz' (sayı) → 100 sayısı, 'yüz' (organ) → yüz organı.
- Örnek 2: 'yaz' (mevsim) → yaz mevsimi, 'yaz' (fiil) → yazma eylemi.
- Örnek 3: 'dal' (ağaç dalı) → ağaç parçası, 'dal' (fiil) → dalma eylemi.
- İpucu: Eş sesli sözcükler aynı yazılır ama farklı anlamlar taşır.
19. Somut - Soyut Anlamlı Sözcükler
- Somut sözcükler, beş duyu organıyla algılanabilen varlıkları karşılar.
- Soyut sözcükler, beş duyu organıyla algılanamayan kavramları karşılar.
- Örnek 1: 'masa' → somut sözcük (görülebilir, dokunulabilir).
- Örnek 2: 'sevgi' → soyut sözcük (hissedilir ama görülemez).
- Örnek 3: 'ses' → somut sözcük (işitilebilir), 'mutluluk' → soyut sözcük (hissedilir).
- İpucu: Somut sözcükler duyularla algılanır, soyut sözcükler sadece hissedilir.
20. Nitel - Nicel Anlamlı Sözcükler
- Nitel anlamlı sözcükler, varlığın özelliğini, kalitesini belirten sözcüklerdir.
- Nicel anlamlı sözcükler, varlığın miktarını, sayısını belirten sözcüklerdir.
- Örnek 1: 'güzel' → nitel anlamlı (özellik belirten).
- Örnek 2: 'beş' → nicel anlamlı (sayı belirten).
- Örnek 3: 'büyük' → nitel anlamlı (özellik), 'çok' → nicel anlamlı (miktar).
- İpucu: Nitel sözcükler özellik, nicel sözcükler miktar belirtir.
21. Genel - Özel Anlamlı Sözcükler
- Genel anlamlı sözcükler, daha geniş kapsamlı varlıkları karşılar.
- Özel anlamlı sözcükler, daha dar kapsamlı varlıkları karşılar.
- Örnek 1: 'hayvan' → genel anlamlı (tüm hayvanları kapsar).
- Örnek 2: 'kedi' → özel anlamlı (sadece kediyi kapsar).
- Örnek 3: 'ağaç' → genel anlamlı, 'çam' → özel anlamlı.
- İpucu: Genel sözcükler daha kapsamlı, özel sözcükler daha dar kapsamlıdır.
22. Yansıma Sözcükler
- Yansıma sözcükler, doğadaki sesleri taklit eden sözcüklerdir.
- Bu sözcükler genellikle tekrarlanarak kullanılır.
- Örnek 1: 'çat çat' → yansıma sözcük (ses taklidi).
- Örnek 2: 'tık tık' → yansıma sözcük (ses taklidi).
- Örnek 3: 'miyav' → yansıma sözcük (hayvan sesi taklidi).
- İpucu: Yansıma sözcükler doğa seslerini taklit eder.
23. Kalıplaşmış Söz Öbekleri
- Kalıplaşmış söz öbekleri, belirli bir düzen içinde kullanılan sözcük gruplarıdır.
- Bu öbekler değiştirilemez ve sabit kalıplar halinde kullanılır.
- Örnek 1: 'göz atmak' → kalıplaşmış söz öbeği (bakmak anlamında).
- Örnek 2: 'kulak vermek' → kalıplaşmış söz öbeği (dinlemek anlamında).
- Örnek 3: 'el uzatmak' → kalıplaşmış söz öbeği (yardım etmek anlamında).
- İpucu: Kalıplaşmış söz öbekleri değiştirilemez ve sabit kalıplardır.
24. İkilemeler
- İkilemeler, aynı sözcüğün tekrarlanması veya yakın anlamlı sözcüklerin yan yana kullanılmasıdır.
- Bu sözcükler anlamı güçlendirir ve etkiyi artırır.
- Örnek 1: 'yavaş yavaş' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
- Örnek 2: 'güzel güzel' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
- Örnek 3: 'koşa koşa' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
- İpucu: İkilemeler aynı sözcüğün tekrarlanmasıyla oluşur.
25. Pekiştirmeler
- Pekiştirmeler, sözcüğün anlamını güçlendirmek için yapılan eklemelerdir.
- Bu eklemeler sözcüğün başına veya ortasına eklenir.
- Örnek 1: 'sapsarı' → pekiştirme (sap + sarı).
- Örnek 2: 'kapkara' → pekiştirme (kap + kara).
- Örnek 3: 'bembeyaz' → pekiştirme (bem + beyaz).
- İpucu: Pekiştirmeler sözcüğün başına eklenen seslerle oluşur.
26. Deyimler
- Deyimler, kalıplaşmış söz öbekleridir ve gerçek anlamlarından uzaklaşmıştır.
- Bu söz öbekleri genellikle mecaz anlamda kullanılır.
- Örnek 1: 'göz atmak' → deyim (bakmak anlamında).
- Örnek 2: 'kulak vermek' → deyim (dinlemek anlamında).
- Örnek 3: 'el uzatmak' → deyim (yardım etmek anlamında).
- İpucu: Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir ve mecaz anlamda kullanılır.
27. Atasözleri
- Atasözleri, uzun deneyimler sonucu ortaya çıkan öğüt verici sözlerdir.
- Bu sözler genellikle mecaz anlamda kullanılır ve öğüt verir.
- Örnek 1: 'Ağaç yaşken eğilir.' → atasözü (eğitim öğütü).
- Örnek 2: 'Damlaya damlaya göl olur.' → atasözü (birikim öğütü).
- Örnek 3: 'Sakla samanı, gelir zamanı.' → atasözü (tutumluluk öğütü).
- İpucu: Atasözleri öğüt verici sözlerdir ve mecaz anlamda kullanılır.
28. Söz Öbekleri (Kalıplaşmamış)
- Kalıplaşmamış söz öbekleri, sözcüklerin serbestçe bir araya gelmesiyle oluşur.
- Bu öbekler değiştirilebilir ve esnek yapıdadır.
- Örnek 1: 'güzel bir ev' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
- Örnek 2: 'büyük bir şehir' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
- Örnek 3: 'hızlı bir araba' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
- İpucu: Kalıplaşmamış söz öbekleri değiştirilebilir ve esnek yapıdadır.